21 Yıl Denmişti, 1 Yıl Bile Gitmedi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kamuoyuna duyurulan “Beyaz Yol” uygulaması, metrobüs hattı için kalıcı ve uzun ömürlü bir çözüm olarak tanıtıldı. Resmî açıklamalarda, beton kaplama sayesinde metrobüs yolunun en az 21 yıl boyunca bozulmadan hizmet vereceği, her yıl yapılan bakım ve onarım çalışmalarının sona ereceği ifade edildi. Ancak sahada ortaya çıkan tablo, bu beklentilerin karşılanamadığını gösteriyor.

Yaklaşık iki yıl önce hayata geçirilen beton metrobüs yolu, özellikle Ayvansaray metrobüs durağı çevresinde kısa sürede aşınmaya başladı. Yol yüzeyinde kırılmalar, parçalanmalar ve yer yer çökmeler gözle görülür hâle geldi. Üstelik sorun yalnızca bu bölgeyle sınırlı değil. Hattın tamamında uygulamanın henüz bitirilmediği, tamamlanan bölümlerde ise farklı noktalarda benzer deformasyonların oluştuğu açıkça görülüyor.
Bu tablo, yaşananların münferit bir arıza olmaktan ziyade, uygulamanın genel yapısıyla ilgili bir sorun olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. 21 yıl dayanacağı belirtilen bir yolun, sağlıklı şekilde ilk yılını bile tamamlayamaması, kamuoyuna sunulan vaatlerle sahadaki gerçekler arasındaki farkı net biçimde ortaya koyuyor.

Bu noktada bazı teknik ve idari sorular doğal olarak gündeme geliyor. Proje aşamasında zemin koşulları yeterince analiz edildi mi? Kullanılan betonun niteliği, uygulama yöntemi ve saha denetimleri beklenen standartları karşıladı mı? Bu soruların, teknik raporlar ve somut verilerle yanıtlanması, tartışmaların sağlıklı bir zeminde yürütülmesi açısından önem taşıyor.

Kamusal kaynakların kullanımı da kamuoyunun dikkatle takip ettiği bir diğer başlık. Projenin bütçe büyüklüğü, ihale süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ve sorumluluk alan firmaların hangi kapsamda görev üstlendiği konularında yapılacak şeffaf bilgilendirmeler, oluşan soru işaretlerini azaltacaktır. Uygulamanın kısa sürede sorunlar vermesi, harcamaların etkinliği ve denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda kamuoyunda doğal bir merak yaratıyor.

Bu nedenle ilgili kurumların, sürece ilişkin teknik değerlendirmeleri, bakım-onarım planlarını ve mali çerçeveyi kamuoyuyla paylaşması; hem eleştirilerin bilgiye dayanmasını hem de vatandaşların doğru şekilde bilgilendirilmesini sağlayacaktır. Aksi hâlde, ortaya çıkan aksaklıkların uzun vadeli maliyetinin kime yansıyacağı sorusu gündemde kalmaya devam edecektir.

Metrobüs gibi her gün yüz binlerce insanın kullandığı hayati bir ulaşım hattında yapılan altyapı çalışmalarının, deneme–yanılma anlayışıyla yürütülmesi kabul edilebilir değildir. Bu yalnızca teknik bir sorun değil; planlama, uygulama ve denetim süreçlerinin tamamını ilgilendiren kamusal bir sorumluluktur.
Son olarak şunu vurgulamak gerekir:
Bazı okuyucular, “iki tarafı da eleştiriyorsun” diyebilir. Evet, çünkü tarafsız ve doğru gazetecilik bunu gerektirir. Amaç herhangi bir siyasi yapıyı övmek ya da hedef almak değil; yapılan uygulamaları, ortaya çıkan sorunları ve işleyen süreçleri kamuoyunun bilgisine sunmaktır. Yanlışı göstermek, doğruyu yapmaya zorlamaktır. Bu da gazeteciliğin en temel görevlerinden biridir.

