Eski Eyüp Belediye Binasına Ne Oldu?

Eyüpsultan’da, Feshane’nin tam karşısında yer alan ve uzun yıllar Eyüp Belediyesi hizmet binası olarak kullanılan tarihî yapı ile çevresindeki üç bina, son on yılın en tartışmalı yerel yönetim kararlarından birinin merkezinde yer aldı. Bugün gelinen noktada bu dosya, yalnızca bir bina tahsisini değil; kamu yararı, şeffaflık, değerleme ve siyasal tercihlerin nasıl şekillendiğini sorgulatan önemli bir örnek olarak karşımızda duruyor.

 

Belediyeye ait bu alan, Nişancı Mahallesi’nde bulunan 65 ada 24 parseldeki 46 numaralı bina ile 65 ada 67 parseldeki 40, 42 ve 44 numaralı binalardan oluşuyor. Toplamda dört yapıdan oluşan bu alan, konumu ve tarihî niteliği nedeniyle Eyüpsultan’ın en değerli kamu taşınmazlarından biri olarak kabul ediliyor.

 

 

İlk Meclis Kararı: Vakfa Bedelsiz Tahsis

Süreç 2016 yılında Eyüpsultan Belediye Meclisi’nde alınan bir kararla başladı. Belediye meclisi, söz konusu dört binanın İlim Yayma Cemiyeti’ne 25 yıl süreyle tahsis edilmesini oy çokluğu ile kabul etti. Tahsis, fiilen bedelsizdi; kamuoyuna yansıyan bilgilere göre sembolik olarak 1 TL gibi bir bedel söz konusuydu.

 

Geçen dönem CHP Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi Ali Haydar İşkar, bu kararın alındığı günden itibaren sert şekilde karşı çıktıklarını ifade ediyor. İşkar’a göre temel sorun şuydu:

 

“Bu binalar hastane, okul, kreş, sosyal tesis ya da kamu yararı gözeten başka bir kurum tarafından kullanılabilecekken, neden bir vakfa tahsis edildi?"

 

CHP Meclis Grubu bu soruyu sadece mecliste değil, kamuoyunda da sürekli gündemde tuttu. Yaklaşık 2–3 yıl boyunca bu tahsisin yanlışlığını anlatan açıklamalar yapıldı, basın toplantıları düzenlendi ve konunun Eyüpsultan halkı tarafından bilinmesi sağlandı. İşkar, 2019 yerel seçimlerinde AKP’nin Eyüpsultan’da çok küçük bir farkla kazanmasının arkasında, bu konudaki eleştirilerin ciddi bir etkisi olduğunu düşünüyor.

 

 

Hukuki Mücadele ve Kaybedilen Dava

CHP Eyüpsultan Belediye Meclis Grubu, bu tahsisin iptali için yargı yoluna başvurdu. Dava 06/09/2016 tarihinde İstanbul 13. İdare Mahkemesi’nde açıldı. Ancak açılan dava kaybedildi. Mahkeme, 16/02/2017 tarihinde “karar verilmesine yer olmadığına (konusu kalmadığından)” hükmederek dosyayı kapattı.

 

Dikkat çekici bir diğer nokta ise, dava masraflarının belediye bütçesinden değil, CHP’li meclis üyelerinin kendi ceplerinden ödenmiş olmasıydı. Bu durum, muhalefetin denetim rolünü yerine getirirken ne kadar sınırlı imkânlara sahip olduğunu da gözler önüne serdi.

 

 

 

İkinci Meclis Kararı: Bakanlığa Devir ve Vergi Borcu Takası

İlk tahsis kararının ardından süreç 2021 yılında farklı bir yöne evrildi. Eyüpsultan Belediye Meclisi bu kez söz konusu taşınmazların Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesini onayladı. Gerekçe olarak belediyenin yüksek tutarlı vergi borçları gösterildi.

 

Bu kararla birlikte:

 Belediyenin iştiraki olan ESTUR ve ESBAŞ’ın toplam yaklaşık 14 milyon 938 bin TL tutarındaki vergi borcu silindi.

Taşınmazların değerinin borcun üzerinde olması nedeniyle belediye, Göktürk ve Kemerburgaz bölgesinde 5 adet parsel aldı.

Ayrıca bu işlem kapsamında belediyeye nakit ödeme de yapıldı.

Kağıt üzerinde bakıldığında bu işlem, “belediyenin borç yükünü azaltan bir takas” gibi sunuldu. Ancak burada asıl tartışma, bu kadar değerli ve merkezi bir kamu malının borç kapatma aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorusunda düğümleniyor.

 

Asıl Sorular: Değerleme, Şeffaflık ve Kamu Yararı

Ali Haydar İşkar’ın özellikle altını çizdiği noktalar, bu sürecin hâlâ cevaplanmamış sorularını oluşturuyor:

 Bu binaların ve arsaların değerlemesi gerçeği ne kadar yansıtıyor?

 Değer tespitleri hangi yöntemle, kimler tarafından ve ne kadar şeffaf biçimde yapıldı?

 Neden bu alanlar okul, sağlık tesisi, kreş ya da doğrudan halka hizmet edecek sosyal donatılar için değerlendirilmedi?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilen bu yerlerin, daha sonra yine aynı vakıf yapılarıyla ilişkilendirilen kullanımlara açılması kamu yararıyla ne kadar örtüşüyor?

Bu sorular, yalnızca Eyüpsultan Belediyesi’ni değil, merkezi idareyi de ilgilendiriyor. Çünkü konu artık basit bir belediye tasarrufu olmaktan çıkmış durumda.

 

“Şişli Örneği” Neden Burada Mümkün Değil?

Bu süreçte akla gelen önemli bir emsal de Şişli Belediyesi örneği. Eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül döneminde belediye binasının bir vakfa devredildiği, sonraki başkan Muammer Keskin’in açtığı dava ile bu taşınmazın tekrar belediyeye kazandırıldığı biliniyor.

 

Peki Eyüpsultan’da benzer bir süreç mümkün mü?

 

Ali Haydar İşkar’a göre hayır. Çünkü Eyüpsultan’daki dosyada ikinci aşamada binalar bakanlığa devredildi, karşılığında vergi borçları silindi, arsalar alındı ve para ödendi. Bu nedenle hukuki olarak geri dönüş yolu neredeyse tamamen kapandı.

 

Sonuç: Bir Bina Değil, Bir Yönetim Anlayışı

“Eski Eyüp Belediye Binası neden İlim Yayma Cemiyeti’ne verildi?” sorusu aslında çok daha büyük bir meseleyi işaret ediyor: Kamu malları kimler için, hangi ölçütlerle ve ne kadar şeffaf biçimde kullanılıyor?

 

Bu dosya, yerel yönetimlerde kamu yararı ilkesinin ne kadar merkezde tutulduğunu, vakıflarla kurulan ilişkilerin sınırlarını ve vatandaşın kendi malı üzerindeki söz hakkını sorgulatıyor. Cevaplanmayan her soru ise, bu tartışmayı canlı tutmaya devam ediyor.