Eyüpsultan’da Tarım ve Hayvancılık Bitmek Üzere

 

Tarım, Hayvancılık, Arıcılık, Ata Tohumu ve Kayıp Vizyonun Ardından

Eyüpsultan’ın köylerinde artık toprağın sesi duyulmaz oldu. Bir yanda artan maliyetler, diğer yanda plansız kentleşme, kaçak yapılar, kaybolan meralar, kapanmayan otoyol kapıları… Ve hepsinin ortasında üretmeye çalışan birkaç yorgun çiftçi, birkaç inatçı arıcı, birkaç yılgın hayvancı.

Bu yazıyı hazırlarken iki isim özellikle yolumu aydınlattı:
Çağlar Şimşek ve Şener Varlık.
Kendilerine aktardıkları bilgi, birikim ve samimiyetleri için teşekkür ederim.


 

 

Arıcılık Destekleniyor Ama

 

Adaletli Dağıtılmıyor

Çağlar Şimşek’in anlattığına göre Eyüpsultan’da hemen her köyde arıcılık var. Yaklaşık bir ay önce İBB arıcı desteği dağıttı ancak ciddi bir sorun yaşandı:

150 kovanı olana da, 30 kovanı olana da 100 kilo arı şerbeti verildi.

Bu durum arıcıyı desteklemek değil; adaletsizlik üretmektir.
Destek kovan sayısına göre planlanmalı.

Yerel yönetimler arıcıya şu alanlarda kolaylık sağlayabilir:

  • Arı yemi ve şeker
  • Arı mumu
  • Körük, maske, eldiven
  • Boş kovan
  • Bal sağım makineleri
  • Ana arı üretim ekipmanları

Hatta belediye toplu alım organizasyonlarıyla maliyetleri yarı oranında düşürebilir. Arıcılık Birliği’nin de bu yönde talebi varken bu adım geciktirilmemelidir.

Ve en önemlisi:
Arı varsa doğa vardır. Çiçek çeşitliliği korunmazsa arıcılık sürdürülemez.


 

 

Hayvancılık Eyüpsultan’dan Sessizce Çekiliyor

Eyüpsultan köylerinde üretici sayısı gün geçtikçe azalıyor. Bunun nedeni sadece maliyet değil; aynı zamanda yapısal sorunlar:

  • Meraların kaybolması
  • Çoban bulunamaması
  • Kaçak yapılaşma
  • Yol ve otoyol projelerinin hayvan geçişlerini yok etmesi
  • Üreticinin yalnız bırakılması

Bugün 20–30 büyükbaşı olan bir-iki kişi, 5–10 inek veya 20–30 koyunu olan birkaç aile kaldı. Işıklar Köyü’nün eski adı Kisirmandıra idi; yani mandacılığın merkezi. Bugün o gelenekten eser yok.

Çağlar Şimşek’in sözleri durumu özetliyor:

“Bu gidişle 5-6 yıl sonra Eyüpsultan içindeki hayvancılık tamamen bitecek.”

İyi de bu nasıl oldu?


 

 

Kuzey Marmara Otoyolu: Üretime Darbe Vuran Sessiz Proje

Kuzey Marmara Otoyolu bölgedeki en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Projenin bazı noktalarında hayvan geçişi hâlâ kapatılmadı. Eskiden ortak kullanılan meralara artık yol bariyerleri, beton bloklar, dikenli teller girmiş durumda.
Hayvanlar yol boşluklarından otoyola çıkabiliyor; araç çarpıyor, hayvan telef oluyor, sürücüler yaralanıyor.

Mera kaybı sadece hayvancılığı bitirmedi; köylerin ekolojik dengesini de bozdu.

Bu proje planlanırken Eyüpsultan’ın kırsal kimliği dikkate alınmadı. Sonuç bugün hepimizin karşısında.


 

 

Mini Tarım-Hayvancılık Sanayi Siteleri: Kaçırılmış Bir Fırsat

Çanakkale Yenice Kırıklar Köyü’nde hayvancılık işletmeleri bir araya toplanarak mini bir tarım–hayvancılık sanayi sitesi oluşturuldu. Bu model:

  • Sinek sorununu yok etti
  • Hastalık kontrolünü kolaylaştırdı
  • Personel maliyetlerini azalttı
  • Köy içi düzensiz ahır yapılarını ortadan kaldırdı
  • Güvenliği artırdı

Eyüpsultan için de bu model gündeme gelmişti.

Üstelik Deniz Köken, belediye başkanı olmadan önce hayvancılara bunun sözünü vermişti.
Ama maalesef söz havada kaldı.

Bugün ise bu projeyi yeniden gündeme almak zorundayız; çünkü bu model hayvancıyı kurtarır, köyü düzenler, üretim kalitesini artırır.


Karar Mekanizması Üreticiden Uzak Olursa Çözüm Gelmez

Çağlar Şimşek bir noktaya özellikle dikkat çekiyor:

“Belediyenin kuracağı komisyonlara ve kooperatif yönetimlerine 7 köy muhtarı ve bizzat üreticiler dahil olmalı.”

Aksi takdirde masa başında alınan kararlarla tarım yönetilemez.


Ata Tohumu: Şener Varlık’ın Evinin Bahçesinde Saklanan Bir Hazine

Geleceğin en önemli kurtuluş yolu ata tohumu.
Bu konuda Türkiye’de iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar uzman insan var; onlardan biri Şener Varlık.

Pendik’teki evinin bahçesinde 1000’den fazla kayıtlı ata tohumu var:

  • 173 biber
  • 49 patlıcan
  • 36 karpuz
  • 70 kabak
  • 268 domates
  • 61 kavun

ve yüzlerce başka çeşit.

Varlık’ın sözleri aslında bir ülke manifestosu:

  • “Atalık tohum çocuklarımızın geleceğidir.”
  • “GDO’lu ürün bir kere ürün verir; ata tohumu defalarca.”
  • “Bir domates 20 tohum verir; ama bunun için bilinçli tarım eğitimi gerekir.”
  • “Anaokulundan üniversiteye kadar uygulamalı tarım eğitimi vermeye hazırım.”

Katıldığı eğitimlerde insanlara tohumları ücretsiz veriyor.
İBB ve Eyüpsultan Belediyesi’nden bugüne kadar kendisine bir davet gelmemiş.

Bu büyük bir kayıp.

Eyüpsultan’da bir Ata Tohumu Bankası kurulması, Varlık gibi uzmanlarla iş birliği yapılması ilçeyi İstanbul’un tarımsal inovasyon merkezine dönüştürür.

Kendisine paylaştığı bilgiler ve hediye ettiği ata tohumları için ayrıca teşekkür ediyorum.


Eyüpsultan’a Çağrı: Dr. Mithat Bülent Özmen’e

Sayın Başkana seslenmek istiyorum:

Eyüpsultan’ın potansiyeli ortadadır.
Daha önceki dönem belediye başkanlarının akıl edemediği ya da öncelik vermediği bir çözüm yolunu samimiyetle öneriyorum:

Eyüpsultan’ı İstanbul’un tarım merkezi haline getirecek bir üretim vizyonu.

Betonun değil toprağın, tüketimin değil üretimin, rantın değil dayanışmanın merkezde olduğu bir model.

Organize hayvancılık alanları, ata tohumu bankası, kooperatif temelli üretim modeli ve çocuklara tarım eğitimi…
Tüm bu adımlar Eyüpsultan’a sadece ekonomik değil; toplumsal, ekolojik ve siyasal bir güç kazandırır.


Benim Perspektifim: Halkçı ve Üretim Odaklı Bir Yol

Sosyalist bir kültürden gelen biri olarak açıkça söylüyorum:

Belediye başkanı olsaydım Eyüpsultan’da tarım–hayvancılık kooperatifini hiç düşünmeden hayata geçirirdim.

Çünkü bu model sadece bir tarım projesi değildir:

  • Ekonomiktir,
  • Çevreseldir,
  • Sosyaldir,
  • Siyasidir.

Ayrıca mevcut siyasi iklimde CHP’li belediyelerin ekonomik baskı altında olduğunu biliyoruz.
Personel maaşlarının bile zorlandığı bir dönemde tarım projeleri “maliyetli” görünebilir.

Ama kooperatif temelli üretim modeli kendi kendini finanse eder.
Bu model belediyeyi güçlendirir, üreticiyi güçlendirir ve uzun vadede CHP’nin halkçı belediyecilik vizyonuna pratik bir başarı kazandırır.

Yerelden başlayan bir kalkınma modeli, merkeze uzanan bir iktidar yolunu da güçlendirir.


Son Söz: Eyüpsultan Duyarsa Değişir

Eyüpsultan’ın toprağı konuşuyor.
“Beni koruyun” diyor.
“Beni üretime döndürün” diyor.
“Beni yok etmeyin” diyor.

Bu ses duyulursa Eyüpsultan yeniden bereketlenir.
Duyulmazsa geriye sadece bir hatıra kalacak.