2002 yılında bir yıl önce kurulan AKP tek başına iktidar oldu.
2003’te Erbakan’ın “Mahalle muhtarı bile seçilemez” dediği siyasi yasaklı RTE, Deniz Baykal’ın desteklediği anayasa değişikliğiyle uzaktan kumandalı olarak yürüttüğü AKP Genel Baskanlığı’nı resmi olarak devraldı. Hemen arkasından Siirt’te yapılan erken seçimle milletvekili oldu.
2010’da AKP’nin Cemaat ile ülkeyi birlikte yönettikleri dönemde Deniz Baykal’a yapılan kaset operasyonu ile Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına Truva Atı olarak yerleştirildi. Görev süresi boyunca 10 defa seçim/referandum kaybetti, buna mühürsüz oylara itiraz edilmeyen başkanlık sistemine geçiş referandumu da dahil.
2015 seçimlerinde AKP Meclis çoğunluğunu kaybedince Devlet Bahçeli Cumhur İttifakı’na dahil edildi.
2023 yerel seçimlerinde AKP ilk kez ikinci parti konumuna düşünce K. Kılıçdaroğlu operasyonu devreye girdi ve yerel bir mahkeme kararıyla 2023 yılında kaybettiği CHP Genel Başkanlığı koltuğuna 2026 yılında yeniden oturtuldu.
Ben şahsen siyasette zaman ve zemine göre pek çok değişikliğin mümkün olabileceğini düşünenlerdenim. Ama, bir siyasi hareketi ülkenin başında en az 25 yıl tutan bu kronolojinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu pek olası görmüyorum.
Ayrıca, AKP kadrolarının bu süreci bu kadar pürüzsüz şekilde götürecek kadar zeki veya yetenekli olduklarına da inanmıyorum.
Bana göre bu akışı organize eden ‘İlahi El’ çok iyi bilinen bir projeye aittir, BOP’a. Tabi, bir bedel karşılığında.
Şimdi gelelim CHP’ye yapılan ‘Kayyum Darbesi’nin bu projeyle bağlantısına.
Aslında Kılıçdaroğlu epeydir muallakta olan ‘neden’ sorusuna geçen hafta netlik kazandırdı ve bu operasyon ile kendisine verilen görevi açıkladı, kısaca;
- Anayasa değişikliğine “Evet” denecek,
- Terörsüz Türkiye süreci kayıtsız şartsız desteklenecek,
- ‘Ulus Devlet’ sistemi yerine ‘Osmanlı Millet’ sistemi oturtulacak.
Bu üç maddenin hangi projenin hedefleri olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem.
Bunların sağlanması için de BOP’un AKP’ye, AKP’nin de Kılıçdaroğlu’na ihtiyacı olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok sanırım.
Ama malumunuz, “Sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner”
Her şey CHP tabanının ve seçilmiş yöneticilerinin bu süreci aklıselim bir şekilde “değerlendirmesine ve doğru direniş stratejileri oluşturmasına bağlı.
Yolları açık olsun.

