Toplumun bazı kesimlerinde hâlâ çalışma hayatının asıl aktörlerinin erkekler olduğu yönünde eski bir algı var. Oysa gerçek çok açık: kadınlarda çalışıyor beyler. Üstelik sadece çalışmakla kalmıyor, üretiyor, yönetiyor, dönüştürüyor ve topluma yön veriyorlar.
Tarih boyunca kadınlar görünmeyen emekleriyle ekonominin temel taşlarından biri oldu. Tarlada, fabrikada, evde, atölyede, ofiste… ancak uzun yıllar boyunca bu emek ya görmezden gelindi ya da “ yardım“ olarak nitelendirildi. Bugün ise kadınlar bilimden sanata, siyasetten teknolojiye kadar her alanda aktif rol üstleniyor.
Bu örnekler, kadınların potansiyelinin önünde hiçbir doğal engel olmadığını gösteriyor.
Çalışma hayatında kadın olmak ise hâlâ bazı zorlukları beraberinde getiriyor. Cam tavan engeli, ücret eşitsizliği ve bakım yükünün büyük bir ölçüde kadınların omuzlarında olması gibi sorunları devam ediyor. Buna rağmen kadınlar hem evde hem işte var olmayı başarıyor. Bu durum bir “ fedakarlık hikayesi“ olmaktan çıkmalı; adil bir düzenin doğal sonucu haline gelmeli.
“Kadınlar da çalışıyor beyler“ demek aslında basit bir hatırlatma: kadınların çalışması bir lütuf değil, bir haktır. Üretmek, kazanmak, karar almak ve yönetmek herkes için eşit bir imkan olmalıdır. Toplum ancak emeğin cinsiyeti olmadığını kabul ettiğinde gerçek anlamda ilerleyebilir.
Kısacası mesele kadınların çalışıp çalışmadığı değil; emeklerinin ne kadar görünür, ne kadar değerli ve ne kadar eşit kabul edildiğidir. Çünkü kadınlar zaten çalışıyor. Soru şu: Biz bunu görmeye hazır mıyız?
Ama gelin görün ki hala bazı yerlerde kadın çalışınca “ kariyerli” erkek çalışınca “ekmek peşinde koşuyor“ oluyor. Kadın geç saatlere kadar ofiste kalsa “evini ihmal ediyor“, erkek kalsa “ne kadar sorumluluk sahibi.” Bu çifte standartın muhasebesi tutulsa, ekonomi uçar.
Emeğin ve Emekçinin Bayramı
1 Mayıs Kutlu Olsun.

