Nişancı’da Dönüşüm Projesi: Eyüpsultan’a Bir Çağrı

 

Doğma büyüme Nişancı Mahallesi sakini olarak, çocukluğumun geçtiği sokaklarda her gün aynı gerçekle yüzleşiyorum:
Bu mahalle yalnızca içinde yaşadığımız bir yer değil; Eyüpsultan’ın hafızası, kültürü ve emeğiyle yoğrulmuş yaşayan bir miras.
Fakat bu değerli hafızanın üzerinde yıllardır ağır bir yük vardı: deprem riski ve yerinde dönüşüm ihtiyacı.

 

 

Mahallede yaşadığımız sorunları, çözümleri ve yürütülen örnek dönüşüm modelini yakından inceledikçe anladım ki, bu mesele artık yalnızca Nişancı’nın değil, Eyüpsultan’ın tamamının meselesidir.
Bu nedenle tanıklık ettiğim süreci ve ortaya çıkan modeli tarihsel bir sorumluluk olarak aktarmak istiyorum.

 

 

Bostan Tapularından Rum Senetlerine: 60 Yıllık Sorunun Çözümü

Nişancı Mahallesi, İstanbul’un en karmaşık mülkiyet ve tapu sorunlarına sahip bölgelerinden biriydi.
Eskiden bostan tapuları kullanılıyor, birçok ev Rum ailelerden senetle alınmış oluyordu. Yıllar içinde tapular okunmaz hâle gelmiş, parseller kaybolmuş, hissedarlar dünyanın dört bir yanına dağılmıştı.

 

Fakat mahalleli pes etmedi.
 

Varislerle tek tek görüşüldü, kayıp hisseler toparlandı, yabancı uyruklu ailelerin payları dayanışmayla satın alındı.

Dernek Başkanı Nihat İmir bu süreci tek bir cümlede özetliyor:

“Bostan tapusundan, Rum senetlerinden tapu çıkmaz dediler. Ama biz çıktık. Çünkü pes etmedik.”

 

 

Söz Veren Çoktu, Sorunu Çözen Bir Kişi Oldu

Yıllar boyunca birçok belediye başkanı söz verdi; fakat çoğu söz rafta kaldı.
Ta ki önceki Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken göreve gelene kadar…

Nihat İmir’in ifadesiyle:

“Mazbatasını aldığı ertesi gün bizi çağırdı ve ‘Bu işi hemen çözüyoruz’ dedi.”

Gerçekten de süreç hızla ilerledi:

  • 21 sokak yeniden ölçüldü,
  • Kayıp parseller tespit edildi,
  • Sit engelleri kaldırıldı,
  • Rum varislerle ve yabancı hissedarlarla anlaşmalar sağlandı,
  • Mahalle bostan tapusundan çıkıp toprak tapusuna kavuştu,
  • İmar hakkı 9.50’den 12.50 metreye yükseltildi.

 

Bu çözüm modeli, bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi KPY, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve İTÜ tarafından akademik olarak incelenen örnek bir süreç hâline geldi.

 

Dernek İle Yapılan Kapsamlı Toplantı

Nişancı Mahallesi Mahalle Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda;
hangi adanın nasıl dönüşeceği, yapı stokunun teknik analizi, hazırlanan taslak projeler ve ada bazlı planlama yaklaşımı şeffaf bir şekilde ortaya kondu.

Mahallenin geleceğine dair net, belgeli ve düzenli bir çalışma vardı.

 

 

Neden Yerinde Dönüşüm?

Tapu sorunu çözülmüş olsa da mevcut yapıların çoğu deprem yönetmeliğine uygun değil.
Yapılar iskân alamayacak durumda ve depreme karşı zayıf.

Bu nedenle tek gerçek çözüm yerinde dönüşümdür.

 

Yerinde dönüşüm:

  • Kimseyi mahallesinden koparmadan,
  • Hak kaybı olmadan,
  • İnsanları başka bir bölgeye taşımadan,
  • Mahalle kültürünü koruyarak yapılan dönüşümdür.

 

Bu model aynı zamanda:

  • Çarpık yapıyı sona erdirir,
  • Modern ve güvenli binalar üretir,
  • Otopark sorununu çözer,
  • Şehrin mimari kalitesini yükseltir.

 

Derneğin öngörüsüne göre proje başladığında 15–18 ay içinde tamamlanması mümkündür.

 

Nişancı Konakları: Mahallenin Gelecek Vizyonu

“Nişancı Konakları” adı altında şekillenen proje, modern şehircilik ve tarihi doku uyumunu bir araya getiriyor:

  • Depreme dayanıklı yeni nesil yapılar
  • Güneş panelleriyle kendi elektriğini üreten binalar
  • Yağmur suyu geri kazanım sistemi
  • Akıllı ev otomasyonları
  • Yaşlılar için tabletle eczane, market ve belediye erişimi
  • Ada bazlı planlama
  • Tarihi dokuya uyumlu mimari yaklaşım
  • Her ev için otopark
  •  

Mahallenin yaklaşık %40’ı imza vermiş durumda; geri kalan çekinceler ise genellikle “Devlet yapsın, belediye yapsın, biraz daha görelim” düşüncesinden kaynaklandığını belirtti Nihat imir.

 

 

Bu Projeye Dair Getirilen Eleştiriler

Her dönüşüm modeli gibi Nişancı’daki süreç de farklı açılardan değerlendiriliyor.
Eski dönem CHP Meclis Üyesi ve İnşaat Mühendisi Filiz Gökçe, geçmişte kat artışı kararına muhalefet şerhi koyduğunu hatırlatarak bugün de bazı teknik çekincelerini dile getiriyor.

 

Gökçe’nin eleştirileri özetle:

  • Bölgenin zemin yapısının yüksek katlı yapıya uygun olmayabileceği,
  • Olası su kemerleri ve tarihi altyapı nedeniyle temel kazılarının zorlaşabileceği,
  • Kat artışının nüfus yoğunluğunu artıracağı,
  • Bölgenin sit alanı olması nedeniyle tarihi ev ve çeşmelerin titizlikle korunması gerektiği,
  • Okul, sağlık ocağı, deprem toplanma alanı ve ticari donatıların yetersiz olduğu,
  • Su, doğalgaz ve kanalizasyon altyapısının yeni yoğunluğu karşılamayabileceği.

 

 

Bu değerlendirmeler, sürecin yalnızca bina yenilemek değil; bütüncül bir şehircilik yaklaşımı gerektirdiğini hatırlatıyor.

 

Son Çağrı: İBB’ye, Eyüpsultan Belediyesi’ne ve Bakanlığa

Buradan tüm yetkililere açık bir çağrıdır:
 

Eyüpsultan’ın geleceğini değiştirebilecek örnek bir dönüşüm modeli bugün Nişancı’da hazır bekliyor.
Bu model yalnızca bir inşaat süreci değil; can güvenliği, kültürel hafızanın korunması ve insanca yaşam hakkının somut karşılığıdır.

 

Dünyanın birçok büyük şehri, şehircilik vizyonuyla ve mimari kalitesiyle örnek niteliği taşırken;
İstanbul gibi bir mega kent ve Eyüpsultan gibi tarihi bir ilçe de aynı standartlara kavuşmalıdır.

 

Bu dönüşümün yolu,
mahallelerin yerinde, bilimsel, planlı ve tarihi dokuyla uyumlu şekilde yenilenmesinden geçiyor.

 

Bu noktada Ahmet Mete Işıkara’nın yıllardır yol gösteren sözünü hatırlatmak gerekir:

 

“Deprem öldürmez; binalar öldürür.”

İşte bu nedenle geciken her dönüşüm, hem insan hayatı hem de şehir kimliği açısından geri dönüşü mümkün olmayan riskler barındırmaktadır.
Yerinde dönüşüm yapılmayan her alan;
hem can güvenliğini zayıflatmakta,
hem de Eyüpsultan’ın estetik ve mimari bütünlüğünü yıpratmaktadır.

 

Nişancı’da ortaya konan çözüm modeli, halk örgütlenmesinden şeffaf yönetim anlayışına kadar güçlü bir örnek oluşturmuştur.
Ancak bu örneğin gerçeğe dönüşebilmesi için kamu otoritesinin desteği, hızlandırıcı iradesi ve bütüncül planlaması şarttır.

 

 

 

Çağrımız açıktır:

 

Eyüpsultan’ın daha güvenli, daha dayanıklı, tarihi dokuya saygılı ve altyapısı güçlü bir geleceğe kavuşması için bu dönüşüm süratle, yerinden koparmadan, insan odaklı bir yaklaşımla hayata geçirilmelidir.

 

Eyüpsultan halkı, tıpkı bu şehrin tarihi kadar değerli ve kıymetlidir.
Güvenli, modern ve estetik bir yaşamı fazlasıyla hak ediyor.