Bir an düşünelim… İstanbul işgal altında. Koca bir imparatorluk gözlerimizin önünde çöküyor; saray sessiz, halk çaresiz. Sokaklarda yabancı postalların sesleri, ülkenin üzerinde teslimiyet bulutları… Esaret, adeta kara bir bulut gibi…
İşte o karanlığın ortasında, İstanbul’dan Samsun’a doğru bir gemi sessizce demir alıyor…Karadeniz’in dalgalarına, tarihin en ağır yüküne ve İstanbul’un esaretine tek başına meydan okuyan bir gemi: Bandırma Vapuru. Bir ulusun özgürlük düşünü, umutlarını taşıyor sinesinde.
Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığında sadece bir kente adım atmıyor, Sarayın acizliğine ve mandanın boyunduruğuna karşı halkın kayıtsız şartsız egemenliğini ilan ediyordu. O gün Anadolu’nun bağrında, bir ulusu ayağa kaldıracak nidalar yükselirken artık herkesin yolu da sözü de birdi: "Ya istiklal ya ölüm!"
Samsun, o gün sadece büyük bir mücadeleye tanıklık etmiyordu. Bir fikrin, direnişin ve milli varoluşun ilk kahramanları oluyordu. Mavnacılar Loncası’nın canları pahasına İstanbul’dan Anadolu’ya mühimmat taşıyan cesur evlatları, Samsun halkının esarete nasıl meydan okuduğunun en büyük kanıtıydı. Samsun’da başlayan direniş, Amasya surlarında yankılanıp Erzurum ve Sivas kongreleriyle milli bir kararlılığa dönüştü. Çaresizlik yerini büyük bir cesarete bırakırken halk, canı pahasına akın akın liderinin peşinden gidiyordu.
Çok iyi biliyorlardı ki bir ülkenin bağımsızlığı, namus ve şerefti.
Samsun'un Kurtuluş Savaşı boyunca yazdığı bu eşsiz destan, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 11 Şubat 1924'te çıkarılan kanunla İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Çeşitli bürokratik nedenlerle tam 101 yıl boyunca şehre fiziken ulaştırılamayan bu şanlı madalya, TBMM'de düzenlenen törenle Samsun Valiliği'ne resmen teslim edildi. Samsun, bugün göğsünde taşıdığı o asırlık beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile kurtuluşun ilk şahidi olduğunu tüm dünyaya ilan ediyordu.
Bu tarihi günün hafızalardaki yeri öyle büyüktü ki, ilk olarak Samsun’da "Gazi Günü" adıyla yerel bir gurur olarak kutlanmaya başlanan milli mücadele İstanbul’daki Samsunluların bu coşkuyu payitahta taşımasıyla, yerel kutlamalar bir anda tüm ulusun ortak onuru haline gelerek yurda yayıldı. Milletimiz, kendi küllerinden doğduğu bu günü gururla sahiplendi.
Atatürk, hayatını yalnızca askeri zaferlerle sınırlamadı. Dev eseri Nutuk’a doğrudan bu şanlı günün başlangıcıyla açılış yaparak, "1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım." Diyerek, bu eseri Gençliğe Hitabe ile gelecek nesillere emanet etti. Kazandığı cumhuriyeti koruma görevini gençliğe verirken, onlara olan sarsılmaz güveniyle de taçlandırdı: "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır!"
Dünyada büyük liderler, askeri dehalar elbette vardır. Fakat hiçbiri Mustafa Kemal Atatürk değildir. Çünkü o, kazandığı benzersiz zaferleri halkın iradesine ve gençliğin koruyuculuğuna teslim edecek kadar milletine aşıktı.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

