Yerel yönetimlerde çok konuşulmayan ama aslında son derece önemli bir konu vardır:
Başkan yardımcıları…
Bir şehri yönetmek için önce o şehri tanımak gerekir.
Belediye yönetmek sadece bütçe yapmak, ihale hazırlamak, yol yapmak, park açmak ya da imar ve ruhsat vermek değildir.
Bazen bir sokağın neden o isimle anıldığını bilmek gerekir.
Bazen bir mahallenin hangi konuda hassas olduğunu…
Bazen de bir meydanın neden sadece bir meydan olmadığını anlamak gerekir.
Çünkü şehirler yalnızca haritalardan oluşmaz.
Her şehrin bir hafızası, bir kültürü, bir dili, bir sevinci ve hüznü vardır.
Özellikle köklü ilçelerde bu durum daha da belirgindir.
Yıllar içinde oluşmuş bir kültür, nesilden nesile aktarılan bir aidiyet duygusu vardır.
İşte tam da bu nedenle belediye başkan yardımcılarının şehirle kurduğu ilişki önemlidir.
Yıllardır o ilçede yaşayan yöneticiler, resmi raporların gösteremediği ayrıntıları fark edebilir; vatandaşın nabzını daha kolay tutabilir.
Ancak bunun tersi de doğrudur.
Öte yandan farklı ilçelerden gelen yöneticiler de yeni bakış açıları kazandırabilirler.
Alışılmış düşünce kalıplarını kırabilir ve yönetimde oluşabilecek kör noktaları görebilirler.
Dolayısıyla mesele “yerli” ya da “dışarıdan” olmak değildir.
Asıl mesele, bu dengeyi doğru kurabilmektir.
Başkan yardımcıları belirlenirken sadece mesleki yeterlilik değil; görev yapacakları ilçenin kültürünü, sosyal dokusunu ve insanını tanıma becerisi de dikkate alınmalıdır.
Çünkü bir şehir geçmişiyle yönetilmez.
Ama geçmişini bilmeden de yönetilemez.
Bir başka önemli mesele de belediye başkan yardımcılarının vatandaş tarafından yeterince bilinmemesidir.
Yetki ve sorumluluk alanlarının açık olması yalnızca kurum içi düzen açısından değil, vatandaş açısından da önem taşır.
Yetkinin net olduğu yerde hesap verebilirlik artar.
Yetkinin net olduğu yerde karar almak kolaylaşır.
Belirsizlik ise çoğu zaman işleri yavaşlatır.
Vatandaş belediyeye geldiğinde, kimin hangi konuda sorumlu ve yetkili olduğunu bilmek ister.
Çünkü iyi yönetim yalnızca hizmet üretmek değil, aynı zamanda güven üretmektir.
Sonuçta belediye başkan yardımcıları sadece makam odalarında oturan yöneticiler değildir.
Onlar, belediye ile vatandaş arasındaki en önemli temas noktalarından biridir.
Örneğin tanıdığım ve takdir ettiğim bir başkan yardımcısının, böylesine zor ekonomik şartlarda belediye bütçesini dengede tutabilmesi, finansman kaynakları oluşturabilmesi ve personel maaşlarını aksatmadan ödeyebilmesi küçümsenecek bir başarı değildir.
Aynı şekilde destek hizmetlerinden sorumlu bir yöneticinin hayata geçirdiği çalışmaların arkasında da çoğu zaman görünmeyen ama büyük bir emek ve destek vardır.
Çünkü iyi bir başkan yardımcısı yalnızca önündeki evraklarla ilgilenmez; belediyenin işleyişine, projelerine ve geleceğine de yön verir.
Unutulmamalıdır ki başkan yardımcılarının başarısı da eksikliği de vatandaşın gözünde eninde sonunda belediye başkanına yansır.
Ve bazen bir ilçenin ruhunu anlamak, o ilçenin bütçesini yönetmek kadar önemlidir.
Çünkü bir şehri gerçekten yönetebilmek için önce onun hikâyesini bilmek gerekir.

