Belediye meclis üyeleri, yaşadıkları kentin milletvekilleridir.
Görevleri sadece partilerine değil, kendilerine oy veren vermeyen tüm vatandaşlara karşı sorumludur.
Meclise gelen bir karar ilçenin yararınaysa "evet", zararına olacaksa "hayır" diyebilmelidirler.
Çünkü sadakat; kişilere değil, halka ve vicdana olmalıdır.
Meclis üyeleri maaş almaz.
Huzur hakkı alırlar.
İş takibi yapamazlar.
Çünkü onlar personel değil, halkın oyuyla seçilmiş temsilcilerdir.
Peki...
Ayda sadece iki gün toplanan meclise gelmemek nasıl açıklanabilir?
Hele hele Ağustos ayında meclisin tatil olacağı bilinirken, son toplantılara katılmamak hangi sorumluluk anlayışıyla bağdaşır?
Sandığa bastonuyla, yürüteciyle, tekerlekli sandalyesiyle gelen yaşlılarımızı düşünün...
Onlar sadece oy kullanmak için değil, kendilerini temsil edecek insanları seçmek için geliyor.
O koltuklar boş kalsın diye değil...
O koltuklarda görev yapılsın diye oy veriyorlar.
Üstelik bazı oylamalarda tek bir oyun bile sonucu değiştirdiği biliniyor.
Oyların eşit çıkması halinde ise meclis başkanının belirleyici ikinci oy hakkı bulunuyor.
O zaman soruyorum:
Meclise gelen arkadaşlara mı haksızlık yapılıyor?
Yoksa onları seçen binlerce vatandaşa mı?
Siyaset sadece seçim kazanmak değildir.
Tabiki değerli bir çok meclis üyesi var.
üç tanesine değinmek isterim.
üçü de efsane, biri doğa savaşçısı Hasan Fazıl Afacan.
Diğeri ise semtimizin bir değeri Eşref Derinçay önce meclis üyesi başarısından sonra Eyüp'den Milletvekili.
Üçüncüsü ise amcam Osman Özer semtin evladı Eyüpspor başkanı,önce encümen üyesi sonra dört dönem Milletvekili.
Üçünede sonsuz rahmetler olsun...
Unutulmayacaklar...
Asıl siyaset ise, seçildikten sonra verilen sözü tutabilmektir.
Üstelik bazı ilçelerde kent konseyleri etkin çalışmadığı ya da hiç kurulmadığı için,
Meclis üyeleri; muhtarlarla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve vatandaşlarla daha fazla istişare etmek.
İkçenin eksiklerini ilgili birimlere taşımak zorundadır.
Unutmayalım...
Boş kalan her meclis koltuğu, aslında temsil edilemeyen bir vatandaşın sesidir.
Sandık sadece seçme hakkı vermez;
Seçilenlere hesap verme sorumluluğu da yükler.

