İstanbul’da balıkçılık denildiğinde çoğu kişinin zihninde hâlâ erkek egemen bir tablo canlanır. Oysa bu algı, son yıllarda dalgaların arasında sessiz ama kararlı bir şekilde değişiyor. Denizin sert koşullarına rağmen yılmadan çalışan kadınlar artık bu hikâyenin kıyısında değil; tam merkezinde yer alıyor.
Bu dönüşümle ilk kez sosyal medyada karşılaştım. Merak edip izini sürdüğümde yolum Kadın Balıkçılar Derneği ile kesişti. Dernek Başkanı Sevinç Üsküplü ile yaptığımız buluşma ise kısa sürede bir röportajın ötesine geçti; içten, samimi bir sohbete dönüştü. Üsküplü’nün anlatımındaki heyecan, bunun yalnızca bir meslek örgütlenmesi değil, aynı zamanda güçlü bir mücadele ve dönüşüm hikâyesi olduğunu açıkça gösteriyordu.

Denize açılan balıkçı kadın (GÜLHANIM KALAFAT)-İstanbul Poyrazköy
Aslında bu hikâye bir anda yazılmadı.
2007 yılında bir yüksek lisans tezinde filizlenen fikir, 2010’da bir sivil toplum projesine dönüştü ve 8 Mart 2019 Dünya Kadınlar Günü’nde kurumsal kimliğine kavuştu. Bugün dernek, kıyı balıkçılığı yapan kadınların sesi, emeği ve dayanışmasının güçlü bir temsilcisi olarak yoluna devam ediyor.
Burada söz konusu olan yalnızca bir meslek değil. Bu yapı; kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendiren, sosyal hayattaki görünürlüğünü artıran ve onları daha sağlam bir zemine taşıyan bir dayanışma alanı sunuyor. Üretime katılan her kadın kendi hikâyesini yeniden yazarken, eğitim ve burs imkânlarına ulaşan genç kızlar için de yeni kapılar aralanıyor.
Derneğin yürüttüğü çalışmalar bu dönüşümün önemli bir parçası. Eğitimler, atölyeler ve projelerle kadınların hem mesleki hem kişisel gelişimi destekleniyor. Özellikle “Mavi İşler Dijital Dönüşüm Projesi” ile kadın balıkçıların dijital beceriler kazanması hedefleniyor. Sürdürülebilirlik, iş güvenliği ve finansal okuryazarlık gibi alanlarda verilen eğitimler ise onların sektörde daha güçlü bir yer edinmesine katkı sağlıyor. Devletin küçük ölçekli balıkçılık yapan kadınlara sunduğu %25’lik ek teşvik de bu emeğin görünür hale gelmesi adına önemli bir adım.

Kadın Balıkçılar Derneği Başkanı Sevinç Üsküplü
Sevinç Üsküplü’nün şu sözleri bu yolculuğu özetliyor:
“Biz demeyi öğrendikçe çoğaldık.”
Bugün gelinen noktada en büyük dönüşüm, kadınların balıkçılık yapmasından çok, artık tereddütsüz bir şekilde “balıkçı” olarak anılmalarıdır. Yıllarca görünmeyen emek su yüzüne çıkıyor; değer görüyor, karşılık buluyor.
Elbette bu yolculuk kolay değil. Denizin zorlu koşulları, toplumsal önyargılar ve mesleğin fiziksel yükü hâlâ varlığını sürdürüyor. Ancak tüm bu engellere rağmen vazgeçmeyen kadınlar, her dalgayla biraz daha güçleniyor.
Bu dönüşümün en anlamlı örneklerinden biri de “Kızılırmak Destanı” projesi. Bu çalışma, doğa ile kurduğumuz ilişkinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Çünkü gerçek değişmiyor:
Sulak alanlar varsa yaşam vardır.
Kadınlar varsa gelecek vardır.
Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
Başta Eyüpsultan olmak üzere Haliç kıyısında yaşayan kadınlar, bu hikâyenin bir parçası olabilir. Balıkçılık yalnızca bir meslek değil; doğayla kurulan güçlü bir bağ, dayanışmayla büyüyen bir yaşam biçimidir.
Bu dönüşüm için:
• Kadınlara yönelik balıkçılık tanıtım günleri düzenlenmeli
• Eğitim ve atölye programları yaygınlaştırılmalı
• Kadın kooperatifleri desteklenmeli
• Genç kızlara mesleki farkındalık kazandırılmalı
Unutmamak gerekir:
Kadınlar güçlendikçe deniz nefes alır,
toplum güçlenir ve gelecek umutla yükselir.
Ve belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Sessizliğin içinden yükselen bu gücü gerçekten görebiliyor muyuz?

