Kaybolan bir meslek; Eyüpsultan Oyuncakçılığı

 

,

 

İstanbul’un manevi ve tarihi dokusuyla öne çıkan Eyüpsultan, bu kez ziyaretçilerini bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor. Sadece bir müze değil, aynı zamanda geçmişe açılan bir kapı olan Eyüp Oyuncakçısı ve Oyuncak Müzesi, ziyaretçilerine çocukluk hatıralarını yeniden yaşatıyor. Eyüp Sultan’da yer alan Eyüp Oyuncakları Müzesi, İstanbul’un 900 yıllık kesintisiz hediyeleşme kültürünü yaşatmayı sürdürüyor. Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan bu gelenek, bugün de müzede sergilenen eserlerle gelecek kuşaklara aktarılıyor.

 

Bugün Eyüp’te yaşatılan bu değerli kültürün temelleri, çocuklara oyuncak yapma sevgisiyle yola çıkan ve yıllarını bu işe adayan Şennur Ülker’in emekleriyle güçleniyor. Ülker’in özverili çalışmaları sayesinde geleneksel Eyüp oyuncakçılığı yeniden can bulurken, bu kültür hem korunuyor hem de yeni nesillere aktarılıyor.

 

Şennur Ülker bu dükkânda oyuncakların büyüsünü yaşatıyor.

Müzede sergilenen her bir oyuncak, yapıldığı dönemin izlerini ve o dönemin öznelerine ait detayları taşıyor. Ancak tüm bu eserlerin buluştuğu ortak nokta değişmiyor: Eyüp’e ziyarete gelen çocuklara hediye vermek ve onların mutlu ayrılmasını sağlamak.

 

Ahşap kamyonlar, davullar, dönen topaçlar, küçük düdükler ve geleneksel oyuncaklar… Her biri sade ama derin anlamlar taşıyan bu eserler, ziyaretçilerin yüzünde istemsiz bir tebessüm oluşturuyor. Burada her oyuncak, geçmişten bugüne uzanan bir emeğin ve kültürel mirasın izlerini taşıyor.

 

Her dokunuşta hayaller can buluyor.

Her ne kadar Eyüp’te oyuncak yapımının tarihi 900’lü yıllara kadar uzansa da, müzenin aktif olarak yaşattığı ve özgün özelliğini koruyarak bugüne taşıdığı dönem son 500 yılı kapsıyor.

 

Yaklaşık 500 yıllık bir geleneğe dayanan Eyüp oyuncakçılığı, bugün hâlâ yaşatılmaya devam ediyor. Ahşaptan üretilen oyuncaklar, yalnızca birer oyun aracı değil; aynı zamanda usta-çırak ilişkisiyle aktarılan bir kültürün somut yansımaları olarak dikkat çekiyor.

Bu düdük, ustadan çırağa aktarılan gizli bir hikâyeyi saklıyor.
Püf Noktası…

Dijital dünyanın hızla yaygınlaştığı günümüzde bu müze, çocuklara farklı bir deneyim sunuyor: dokunarak, hissederek ve üreterek öğrenme fırsatı. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de özel bir anlam taşıyan bu alan, ziyaretçilerine unutulmuş duyguları yeniden hatırlatıyor. El emeğiyle yapılan oyuncaklar, özellikle tahta düdük gibi geleneksel ürünler, yalnızca bir nesne değil; aynı zamanda bir hikâye, bir hafıza ve bir ustalık geleneğinin taşıyıcısı olarak görülüyor.

 

Anlatılanlara göre, ustasından öğrenilen incelikler olmadan yapılan bir düdüğün aynı sesi vermediği ifade ediliyor. Bu yönüyle her ürün, sadece bir oyuncak değil; emeğin, sabrın ve geleneğin sesi olarak değerlendiriliyor. Bir TV programında bu süreci anlatan videoyu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

 

 

Atölyeye gelen büyükler, oyuncaklarla içlerindeki çocuğun heyecanıyla yeniden hissediyor.

 

Atölye çalışmalarında. Gaziosmanpaşa Merkez Çocuk Gelişimi Okul Öncesi branşında 380 saatlik eğitim alan öğrenciler kendi alanlarına öğrenip, öğretmek. Eğitimlerin içinde yer alan oyun, oyuncak yapımı ve oyuncakların çocuk gelişimine etkileri gibi dersler, bu alanda yapılan çalışmalarla destekleniyor. Özel çocuklar da öğretmenlerinin rehberliğinde bu atölyede terapi amaçlı etkinliklere katılıyor. Motor becerilerini geliştirirken, aynı zamanda sosyalleşme ve dil becerilerini de güçlendiriyor.

 

Bu değerli mirasın daha geniş kitlelere ulaşması için benzer çalışmaların desteklenmesi büyük önem taşıyor.

Bu noktada Eyüpsultan Belediyesi’ne şu sorular yöneltilebilir:

 

Markalaşmış olan bu oyuncakların, Eyüpsultan’ı ziyaret eden vatandaşlara ve turistlere tanıtılması amacıyla kültürel mirası yansıtan “Tanıtım Platformları” oluşturulabilir mi?

 

Eyüpsultan Belediyesinin, kadın girişimciliğini desteklemek ve ilçede istihdamı artırmak amacıyla geleneksel ahşap oyuncak yapımına yönelik meslek edindirme atölyeleri açmayı planlanmakta mıdır?

 

Yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip olan bu geleneği daha geniş kitlelere duyurmak için 2026-2027 döneminde festival, mahalle şenliği veya kapsamlı atölye çalışmaları yapılması gündeminizde mi?

 

Çünkü bazı yerler yalnızca görülmez hissedilir. Eyüp’te bu his, geçmişle bugünü çocuk ve büyük demeden aynı kalpte buluşturuyor. Ve bu kaybolan meslek, sadece bugünün değil, yarının da hikâyesini yazıyor.