Eyüpsultan’ın Değerini Bilemediği Mimar: Nezih Eldem

Eyüpsultan'ın sokaklarında her gün binlerce insan yürüyor. Kimisi türbeye gidiyor, kimisi çocukluğunun geçtiği mahallelerden geçiyor, kimisi ise Haliç kıyısında vakit geçiriyor. Fakat bu ilçenin bugününe yön veren isimlerden biri, ne yazık ki her geçen yıl biraz daha unutuluyor.

Bu isim; Prof. Dr. Nezih Eldem...

1921 yılında Eyüpsultan'da, Şifa Yokuşu'nda dünyaya geldi. Çocukluğu başka şehirlerde geçse de, annesinin anlattığı Eyüp'ü hiç unutmadı. Yıllar sonra Türkiye'nin en önemli mimar ve şehir plancılarından biri olarak yeniden doğduğu semte döndü. Bu kez amacı, çocukluğunun Eyüpsultan'ını geleceğe taşımaktı.

Bugün Şifa Yokuşu'na çıkanlar ise bambaşka bir manzarayla karşılaşıyor. Bir zamanlar Haliç'e ve tarihî yarımadaya uzanan görüş hattı, yüksek katlı yapıların arasında kaybolmuş durumda. Belki de bu görüntü, Nezih Eldem'in neden yıllarca Eyüpsultan'ın siluetini, tarihî dokusunu ve mekânsal bütünlüğünü korumak için mücadele verdiğini anlatan en anlamlı örneklerden biridir.

 

Şifa Yokuşunda Nezih Eldem’in doğduğu ev

1985 yılında başlayan Eyüp Merkezi Alan Düzenlemesi Projesi, yalnızca meydan düzenleme çalışması değildi. Nezih Eldem ve ekibi, Eyüpsultan'ın tarihî kimliğini koruyacak temel ilkeleri belirledi. Hazırlanan çalışmalar daha sonra Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı'nın temelini oluşturdu.

Bugün ilçede gördüğümüz bazı uygulamalarda onun emeği bulunuyor. Meydan düzenlemeleri, yayalaştırma anlayışı, Hükümet Konağı'nın tasarımı ve Pierre Loti Teleferiği'nin alt istasyonunun yeniden tasarlanması bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Ancak Nezih Eldem'in asıl mirası, belki de hiçbir zaman gerçekleştirilemeyen projelerinde saklıdır.

Onun hayalindeki Eyüpsultan yalnızca ziyaret edilen bir tarihî merkez değildi. Sporun, sanatın, kültürün ve kamusal yaşamın iç içe geçtiği yaşayan bir kentti.

Haliç kıyısında kurulmasını önerdiği Su ve Kürek Sporları Merkezi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Haliç'in durgun suyunun kürek sporları için değerlendirilmesini istiyor, gençlerin suyla buluşacağı bir merkez tasarlıyordu. Bugün ilçede su sporları konuşuluyor ama Nezih Eldem bunu yaklaşık kırk yıl önce düşünmüştü. Proje ise sahil yolu nedeniyle uygulanamadı. Halbuki şuan haliç sahilinde başka uygun noktalar bulunmaktadır.

Nezih Eldem

Zal Mahmut Paşa Külliyesi'nin yanında bir cep tiyatrosu, çocukların Karagöz, meddah ve kukla gösterileriyle tanışacağı geleneksel sanat alanları, Eyüp Sultan Türbesi'nin arkasında tasavvuf musikisinin icra edileceği bir Neyhane... Bunların tamamı çizilmiş ancak hayata geçirilemedi.

Eyüpsultan Bulvarı üzerinde yüzme havuzu, spor salonları, buz pisti ve çok amaçlı salonlardan oluşan büyük bir spor merkezi de yine onun projelerindendi. Yıllar sonra yatırım programına alınmasına rağmen yönetim değişikliği sonrasında bu proje de rafa kaldırıldı.

Arasta Kasrı'nın tamamlanamayan bölümü, çocuk eğlence merkezi, kır kahvesi ve diğer projeler de çeşitli nedenlerle kâğıt üzerinde kaldı.
Bugün geriye dönüp bakınca insan şu soruyu sormadan edemiyor:

Nezih Eldem'in bütün projeleri hayata geçmiş olsaydı, Eyüpsultan bugün nasıl bir ilçe olurdu?

Belki Haliç'te uluslararası kürek yarışları düzenleniyor olacaktı.

Belki çocuklar tarihî dokunun içinde geleneksel tiyatroyla tanışacaktı.

Belki Eyüpsultan, kültür ve sporun birlikte yaşadığı örnek ilçelerden biri olarak anılacaktı.

Yerel yönetimler sadece yeni projeler üretmekle değil, geçmişte üretilmiş değerli fikirleri yeniden değerlendirmekle de sorumludur. Bu nedenle hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne hem de Eyüpsultan Belediyesi'ne önemli bir görev düştüğünü düşünüyorum. Nezih Eldem'in arşivlerde bekleyen projeleri yeniden incelenmeli; bugünün ihtiyaçları doğrultusunda hangilerinin hayata geçirilebileceği kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Yapılabilecek en anlamlı çalışmalardan biri de yıllar önce yayımlanan "Eyüp Sultan'ın Önemli Bir Değeri: Nezih Eldem" adlı kitabın yeniden basılması olacaktır. Bugün bu eser araştırmacılar için ulaşılması güç bir kaynak hâline gelmiş durumda. Belediyenin kültür yayınları arasında yeniden yer alması, hem kent belleğine hem de genç mimarlara önemli bir katkı sağlayacaktır.

Nezih Eldem'in adını yaşatan bir başka değer ise bir dönem hizmet veren Nezih Eldem Şehir Müzesi idi. Bu müze, Eyüpsultan'ın kent hafızası açısından önemli bir girişimdi. Ancak 2009 yılında kapatıldı. Daha sonra bina farklı bir kullanım amacıyla iktidara yakın bir vakfa tahsis edildi. Aradan geçen yıllarda pek çok Eyüpsultanlı bu yapının kapısından bir daha içeri giremedi. Herhalde ülkede bir şehir müzesi açıp onu kapatan tek belediye olabiliriz.

Şehirler yalnızca yapılanlarla değil, vazgeçilenlerle de şekillenir. Kimi zaman inşa edilen bir bina kadar, kapatılan bir müze de bir kentin hafızasında iz bırakır.

Nezih Eldem'i hatırlamak, yalnızca geçmişe saygı göstermek değil bence. Onun fikirlerinden bugünün Eyüpsultan'ı için yeniden yararlanabilmektir.

Belki de Nezih Eldem gibi Şifa Yokuşu'ndan yeniden aşağı bakmanın zamanı gelmiştir. Çünkü Eyüpsultan'ın ihtiyacı olan şey, yalnızca yeni binalar yapmak değil. Bu kentin unuttuğu değerleri yeniden hatırlamak, yarım kalan hayalleri yeniden konuşmak ve geçmişin iyi fikirlerini geleceğe taşımaktır. Bir gün mutlaka bunu yapacak yöneticiler çıkacaktır. İşte o zaman Nezih Eldem'in mirası, sadece arşivlerde değil, Eyüpsultan'ın sokaklarında da yaşamaya devam edecektir.