Eyüpsultan Devlet Hastanesi Tarihe Mi Karışıyor?

Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nin Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne idari olarak bağlanması ilçede önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi. Yerel basında da geniş yer bulan bu gelişme, yalnızca bir yönetim değişikliği olarak değil, Eyüpsultan'ın köklü sağlık kurumunun geleceği açısından da değerlendiriliyor.

Eyüpsultan Devlet Hastanesi, 1952 yılında İşçi Sigortaları Dispanseri olarak kuruldu. Bu hastane, işçilerin ödediği sigorta primleriyle oluşturulan ve yıllardır Eyüpsultan halkına hizmet veren köklü bir kamu kurumudur. Bu nedenle konu yalnızca bir isim ya da yönetim değişikliği değildir. Mesele, Eyüpsultan'ın kendi hastanesinin kurumsal kimliğini ve tarihî hafızasını koruyabilmesidir.

 

 

Nitekim Eyüpsultan daha önce de benzer bir süreci yaşadı. Hatırlanacağı üzere, Eyüpsultan sınırları içerisinde yer alan 5. Levent'te Gaziosmanpaşa Adliyesi kurulmuş, ilçenin uzun yıllar hizmet veren adliyesi bu yapıya bağlanarak Eyüpsultan ismi adliye üzerinden fiilen ortadan kalkmıştı. Bugün hastaneyle ilgili yaşanan gelişmelerin de benzer bir kurumsal kimlik kaybına dönüşmesinden endişe duyanların sayısı az değil. Konunun farklı yönlerini değerlendirebilmek adına hem geçmiş dönem CHP Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi Zülfü Çakar hem de ismini açıklamak istemeyen, 20 yıldır Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nde görev yapan bir hekimle görüştüm.

 

 

Zülfü Çakar'a göre en büyük endişe, Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nin idari bağımsızlığını kaybetmesi. Bu durumun ilerleyen süreçte randevu sisteminden sağlık hizmetlerinin planlanmasına kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor. Önceki başhekim Ömer Aydın döneminde hastaneye birçok nitelikli hekimin kazandırıldığını, önemli yeniliklerin hayata geçirildiğini ifade eden Çakar, yönetim değişikliğinin ardından bazı deneyimli hekimlerin farklı kurumlara yönelmeyi değerlendirdiğini söylüyor. Özellikle kardiyoloji branşındaki güçlü kadronun korunmasının Eyüpsultan için büyük önem taşıdığını vurguluyor.

 

 

Çakar ayrıca, alınan karara dikkat çekmek amacıyla düzenledikleri basın açıklamasına mahalle muhtarlarını davet ettiklerini, AK Parti Eyüpsultan İlçe Başkanı Muhammed Vanlıoğlu'na da çağrıda bulunduklarını ancak katılım olmadığını ifade ediyor. Bazı muhtarların da süreçte oluşan siyasi atmosfer nedeniyle toplantıya katılma konusunda çekimser kaldıkları yönündeki kanaatini paylaşıyor. Basın açıklamasının yapıldığı tarihte CHP Eyüpsultan İlçe Başkanı olan Doğan Sarıtaş ile ilçe yönetiminden de herhangi bir katılım olmadığını belirten Çakar, bunun gerekçesine ilişkin kendisine ulaşan değerlendirmelerde, o dönem yaşanan parti içi tartışmalar ve farklı siyasi hassasiyetlerin etkili olduğunun ifade edildiğini aktarıyor.

 

 

İsmini açıklamak istemeyen ve yaklaşık 20 yıldır Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nde görev yapan bir hekim ise konuya sağlık hizmetlerinin işleyişi açısından yaklaşıyor. Hekimin aktardığına göre Eyüpsultan Devlet Hastanesi ikinci basamak bir devlet hastanesi olarak hizmet veriyor. Yoğun bakım hastalarının gerektiğinde sevk edilmesi ve bazı ileri düzey vakaların farklı merkezlere yönlendirilmesi sistemin doğal işleyişinin bir parçası. Kalp cerrahisi dışındaki birçok ameliyat da sevk yoluyla gerçekleştiriliyor. Çocuk acil servisinin 24 saat hizmet verebilmesi için yeterli çocuk sağlığı uzmanı kadrosunun bulunmadığını, bu tür hizmetlerin ağırlıklı olarak eğitim ve araştırma hastanelerinde yürütüldüğünü belirtiyor.

Hekim, hastanenin Okmeydanı'na bağlanmasının acil servisin kapanacağı anlamına gelmeyeceği görüşünde. Bu değerlendirmesini ise acil servisin hemen karşısında ihale yoluyla yeni açılan kafeyi örnek göstererek açıklıyor. Böylesine bir yatırımın yapılmış olmasının, acil servisin hizmet vermeye devam edeceğine işaret ettiğini düşünüyor.

Yeni göreve başlayan başhekimin eksik kadroları tamamlayıp tamamlayamayacağını ise şimdiden değerlendirmek istemediğini ifade eden hekim, ikinci basamak hastanelerde birçok hizmetin asistan hekim desteği olmadan yürütülmesinin zor olduğunu söylüyor. Eğitim ve araştırma hastanelerinde işlem hacminin yüksek olması nedeniyle kurumların daha fazla ödenek aldığını, bunun da çalışanlara yüzde 20 ila yüzde 50 arasında değişen ek ödeme olarak yansıdığını belirtiyor. Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nde işlem hacminin daha düşük olması sebebiyle aynı mali imkânların oluşmadığını, bunun da personel memnuniyetini olumsuz etkilediğini ifade ediyor.

Hastane içinde çözüm bekleyen teknik sorunlara da dikkat çeken hekim, personelin kullandığı ekipmanlardan çalışma ortamına kadar çeşitli eksiklikler bulunduğunu, hatta standart çalışma sandalyelerinin bile yeterli olmadığını dile getiriyor. Bu eksikliklerin giderilip giderilmeyeceği konusunda ise çok iyimser olmadığını söylüyor. Ayrıca yöneticilerin süreç hakkında çalışanlarla yeterince bilgi paylaşmadığını, gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceklerini ifade ediyor. Mevcut yapıyla Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nin eğitim ve araştırma hastanesi niteliği kazanmasının ve asistan görevlendirmesinin kolay görünmediğini de sözlerine ekliyor.

Buradan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na bir çağrıda bulunmak istiyorum. Eyüpsultan Devlet Hastanesi'nin geleceği, başka bir hastanenin idari çatısı altında aranmak zorunda değildir. Yönetim kadroları güçlendirilerek, eksik branşlara hekim ve sağlık personeli takviyesi yapılarak, teknik ve donanımsal eksiklikler giderilerek bu hastane çok daha güçlü bir yapıya kavuşturulabilir. Gerekli planlama ve yatırımlarla hizmet kapasitesi artırılabilir, gelecekte daha üst düzey sağlık hizmeti sunabilecek bir noktaya taşınabilir.

Yapılması gereken, yıllardır kendi ayakları üzerinde duran bir hastaneyi başka bir kurumun yerleşkesi hâline getirmek değil; idari yapısını, sağlık kadrolarını ve teknik altyapısını güçlendirerek kendi kimliğiyle yoluna devam etmesini sağlamaktır. Çünkü Eyüpsultan Devlet Hastanesi yalnızca bir sağlık kuruluşu değildir; işçilerin emeğiyle kurulmuş, Eyüpsultan'ın adını ve hafızasını taşıyan köklü bir kamu kurumudur. Dün adliye konusunda yaşanan kurumsal kimlik kaybının, bugün sağlık alanında da tekrarlanmasına izin verilmemelidir. Eyüpsultan'ın ihtiyacı başka bir hastanenin şubesi olmak değil; kendi adıyla, kendi yönetimiyle ve güçlendirilmiş yapısıyla hizmet vermeye devam eden bağımsız bir Eyüpsultan Devlet Hastanesi'dir.