İstanbul futbolunun köklü kulüpleri arasında yer alan Esenler Erokspor ile Esenayspor, aslında iki farklı ilçenin spor kültürünü temsil eden iki önemli camiadır. 1959 yılında Kasımpaşa'da kurulan ve bugün profesyonel liglerde mücadele eden Esenler Erokspor, yıllar içerisinde önemli başarılara imza atmış, Türk futboluna birçok sporcu kazandırmış köklü bir kulüptür. Diğer tarafta ise Eyüpsultan'ın amatör futboluna yıllarca hizmet eden Esenayspor, mahalle kültürünün, altyapının ve gençlerin sporla buluşmasının simgelerinden biri olmuştur.
Bugün gündeme taşımak istediğim konu ise iki kulübün sportif başarılarından ziyade, yıllardır Eyüpsultan'da tartışılan bir idman sahasının hikâyesidir.

Bu yazıyı hazırlarken, dönemin tanıklarından biri olan eski Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi Zülfü Çakar ile görüştüm. Çakar'ın aktardığı bilgilere göre, bugün Erokspor'un kullandığı idman sahası geçmişte yalnızca Esenayspor'un değil, Eyüpsultan'daki birçok amatör kulübün antrenman yaptığı ortak bir spor alanıydı. Dolayısıyla mesele sadece tek bir kulübün sahası değil, ilçedeki amatör futbolun ortak kullanım alanının zamanla el değiştirmesidir.
AKP’e döneminde, dönemin Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın'ın görev yaptığı süreçte söz konusu alanın Erokspor'a tahsis edilmesi amacıyla Esenayspor ile Erokspor arasında bir protokol imzalandı. Ancak bu protokolün içeriği kamuoyuna tam anlamıyla yansımadı. Zülfü Çakar, CHP'li Eyüpsultan Belediye Meclis Üyesi olduğu dönemde bu konuyu iki kez meclis gündemine taşıdığını, ancak yapılan protokolün hukuki yapısı nedeniyle sürecin değiştirilemediğini ifade ediyor. Ayrıca dönemin Esenayspor yöneticilerinin de bu protokole onay verdiğini belirtiyor.
Asıl tartışma ise burada başlıyor. Bir tarafta kökeni Kasımpaşa'ya dayanan ve bugün Esenler'i temsil eden profesyonel bir kulüp, diğer tarafta ise yıllardır Eyüpsultan'ın gençlerine hizmet eden yerel bir amatör kulüp bulunuyor. Zülfü Çakar'a göre temel mesele, Eyüpsultan'a ait bir spor alanının yine Eyüpsultan'daki amatör kulüplerin kullanımında kalması gerektiği düşüncesiydi. Bu doğrultuda uzun süre girişimlerde bulunduğunu ancak sonuç alamadığını dile getiriyor.
Çakar ayrıca, İBB yönetiminin değişmesinin ardından Esenayspor'a Silahtarağa'da farklı bir idman sahasının tahsis edildiğini, ancak daha sonra yaşanan idari anlaşmazlıklar nedeniyle bu kullanımın da sona erdiğini ifade ediyor. Ona göre, bu süreçte gösterilen tepkilerin benzeri, ilk saha devredilirken de gösterilmiş olsaydı bugün farklı bir tabloyla karşılaşılabilirdi.
Gelinen noktada gerçekçi olmak gerekiyor. Bugün kullanılan tesisin Erokspor'dan alınarak yeniden Esenayspor'a verilmesi kolay görünmüyor. Ancak bu durum, Eyüpsultan'daki amatör kulüplerin tamamen dışarıda bırakılması gerektiği anlamına da gelmez.

Tam aksine, başta Esenayspor olmak üzere Eyüpsultan'da faaliyet gösteren amatör mahalle kulüplerinin bu sahadan bedelsiz ya da sembolik bir kullanım modeliyle belirli gün ve saatlerde yararlanabilmesi sağlanabilir. Çünkü bu saha geçmişte ilçenin ortak spor alanlarından biriydi. Spor tesisleri yalnızca profesyonel kulüplerin değil, geleceğin sporcularını yetiştiren amatör kulüplerin de nefes aldığı alanlar olmalıdır.
Unutmayalım ki bir ilçenin gerçek spor başarısı, yalnızca profesyonel takımların ligde aldığı sonuçlarla değil; mahalle çocuklarının top koşturabildiği sahaların sayısıyla ölçülür. Eyüpsultan'ın spor hafızasına sahip çıkmanın yolu da, bu ortak mirası adil ve kapsayıcı bir anlayışla gelecek nesillere taşımaktan geçiyor.
Bu noktada top artık karar vericilerde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili yöneticileri, Eyüpsultan Belediyesi'nin spor politikalarını belirleyen isimleri ve spor bürokrasisi; rekabet yerine ortak aklı esas alan bir çözüm üretmelidir. Birkaç gün ve birkaç saatlik planlama ile hem profesyonel futbolun ihtiyaçları karşılanabilir hem de ilçenin amatör kulüpleri yıllardır özlemini duydukları sahaya yeniden kavuşabilir. Bu çağrı bir kulübün değil, Eyüpsultan'da sporun geleceği adına yapılmış ortak bir çağrıdır.

